2 Haziran 2012 Cumartesi

Özgün yazı yazmak ne kadar zor?

tozludefter | 20:25 | Best Blogger Tips

Kişisel blogların çoğunluğunda, daha doğrusu tamamında "Özgün İçerik" konusunun ne derece ciddi olduğunu hepimiz biliyoruz. Yani belli bir kesime hitap etmek için, yazdığın kelimelere önem veren insanları bir araya getirmek için, adresine girmeleri için onlara birer fırsat verebilmen için olmazsa olmazın arasında en ağır basanı Özgün İçerik konusudur.  Tamam bu konuda bende hem fikirim.

ödünÇalma işinden iyi anlayan biri
Sağdan soldan afaroz edilen yazılar, görseller, çeşitli çalışma materyalleri elbetteki bunlar doğru olmayan ve olmaması gereken ödünÇalma girişimleri.

Bunun yanında şu da var. Özgün İçeriği oluşturabilmen için birşeyler yaşaman lazım değil mi? Günlük hayatta bir çoğumuzun başından geçen olaylar özgün olarak içinden geldiği gibi yaşadıklarını yazmak, blogunda yayınlamak adına gerekli doneler olabilir ancak herkesin hayatında bu tür değişiklikler, aksiyon, macera yada ne bileyim anlatılarak okunulası bir kurguya dönüşecek hikayelerimiz yok. Şimdi diyeceksiniz ki, bu sadece hayatında yaşadıklarınla ilgi olmak zorunda değil. Özgün içerik sadece yaşantını yansıtan noktalarla oluşturulmuş bir yapı değil farkındayım. Hayatında karşılaştığın sorunları, ilginçlikleri buna karşın yaptıklarını yazabilirsiniz ama herkeste bu olay aynı yönde işlemiyor. Sistem her insanda farklı işliyor. Bu yazıyı yazmamın asıl sebebi özgün içerikten yeterince beslenemeyen, hatta  tabir - i caizse "İğne İpliğe" dönmüş durumda bir blog içindir. Her seferinde karşı karşıya kaldığım bu boş beyaz sayfada yeni bir şeyler çıkmadan kapatıyorum defteri. Tozlu yerine tekrar koyuyorum. Yeni şeyler üretmek, yeni insanların ilgisini çekmek elbette bir çok blogger'ı mutlu eder. Fakat bu mutluluğa ne kadar sahip olabildim o konuda emin değilim. Hatta bu yazının bile okunup okunmadığından bile emin değilim. Eğer okuyan birileri varsa bu karanlık yolda yürürken ışık olacak cümlelerinize ihtiyacım olduğunu belirtmek isterim. Umarım beni anlıyorsunuzdur.
Yeni şeyler üretmek için bir çok araştırmada bulundum. İyi olduğun konularda bilgiler verebilir, tecrübelerini paylaşabilir karşılaştığın sorunlara yönelik çözüm yollarını aynı sorunla karşılaşanlara çözüm yolu sunarak yardımcı olabilirsin diyeceksiniz. Anlıyorum bende farkındayım bunlarında yapılabileceğinin, yazılabileceğinin ancak, kimi zaman tıkanırya insan, üretemez olur ne yapacağını bilemez işte tamda bu kelimeler beni ifade ediyor gibi. 

Bir önceki yazımı ne kadar uzun yazdığımı görmüşsünüzdür. Sayfalarca yazabilirim aklımdan geçenleri, yaşanılanları kelimelere dökerek birebir anlatmakta kimi zaman keyif verir insana. Sıkılmadan keyifle yazdım yazımı, ama işte bunu her gün ya da haftada bir yapamıyorum, meydana gelen, oluşan ortaya çıkan yeni, farklı şeyler olmadıkça da sanırım özgün içeriğin yakınında bile olamayacağım gibi...

Kalın sağlıcakla... 

Devamını Oku

Minik ve Büyük Gençlerden Enstrümantal Yaz Konseri

tozludefter | 17:49 | Best Blogger Tips
Genellikle yaz aylarında yapılan gençlik konserlerinden biri daha dün akşam gerçekleşti. 30'a yakın büyükten küçüğe bir çok öğrenci Emekli Müzik Öğretmenleri Burhanettin Kethüda'nın yardımı ile bu konsere hazırlanarak büyük bir emek, çaba sarf ederek nihayetinde dün akşam medeni cesaretlerini topladılar ve sahneye çıkma fırsatını yakaladılar. Miniklerin de yer aldığı konserde yaş ortalaması 5 - 18 arasındaydı.

Konser öncesi hazırlıklar
Sehpası olmayan ama bir o kadar ağır olan Kawai Piano
Dün sabahtan itibaren bir koşuşturmacadır gitti... Konseri düzenleyen İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Bağlı olarak çalışma yapan Emekli Müzik Öğretmeni Burhanettin Kethüda (Kendisi benimde hem müzik öğretmenim, hemde samimi olduğum harika bir insandır) ile birlikte akşam gerçekleşecek olan konserde kimlerin sırası ile çıkması gerektiğini kısacası program akışını 
bilgisayarda beraber hazırladık. Program akışını tamamladıktan sonra koştura koştura konserin gerçekleşeceği yer olan Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi salonunun yolunu tuttuk.  Trafiğinde oldukça yoğun olduğu bir zamanda trafiğe çıkmamız ulaşım yönden biraz gecikmemize neden olsa da salona geldik (Saat 11:00 gibi orada olmamız gerekirken yarım saatlik bir gecikme ile prova saatine yetiştik). Hemen apar topar büyük ve ağır elektronik piano'yu arabadan indirdik... Mini klavye, nota sehpaları, adaptörler, vs... tüm malzemeleri indirdik ve hepsini sahneye taşıdık. Eee kolay değil, akşamki olacak güzel konser için tüm bu çabamız. Derken sahnede pianoyu klavyeyi, nota sehpalarını  mikrofonları olması gerektiği gibi yerleştirdik ve tüm hazırlıkları tamamladık. 


Sıra geldi son provalara...


Öğrenciler birer birer kendilerine söylenen saatte salonda yerlerini aldı ve provalara başladık. Kiminin enstrümanlarının akortları yapıldı, kimininse parçaları tekrar gözden geçirildi. Büyük bir heyecanla beklenen konsere çok fazla bir süre kalmamıştı ki çocukları da iyiden iyiye tatlı bir telaş sarmaya başladı.


Derken; konsere yalnızca 2 saat kaldı. Saat 18:30'da başlaması planlanmıştı ki öyle de oldu.
Her organizasyonda karşı karşıya gelinen aksilikler ve olmaması gerekenlerle birer birer karşı karşıya kaldık. Konsere son 2 saat kalmış, salonun elektrik uzatma kabloları daha önce gelen devlet korosunun eşyaları arasında karışıp gitmiş (teknisyen görevlinin söylediği bu), elektrik kablosu olmadan ne piyano ne de mini klavye çalışma imkanı yoktu. Neyse onu Burhanettin hocanın kursları verdiği ofisinden alırız dedik ve konserde giyilecek sahne kıyafetleri için koştura koştura hocamızın evine gittik (ikimiz). Tabi yolda önce bir yere uğramamız gerekiyordu, konseri çekmek için kameramızı da almış olduk ve evin yolunu tuttuk. Ama eve gelirken de midemde sanki iç savaş - isyan çıkmış tüm halk ayaklanmış ve yer yerinden oynarcasına öyle bir acayip sesler çıkıyordu ki anlatamam. Sabah kahvaltı yaptık beraber ve onunla duruyoruz saat olmuş beş. Hocamın eşinin yaptığı yemeği ısıttık Yuvarlak Köfteli Patates haşlama ismini tam bilmiyorum. Kurt gibi acıkmışım.
- "Sen ocaktan al ısınınca yemeği" dedi bana Burhanettin hocam.
- "Ben bu arada traş olayım ve üstümü değiştireyim" dedi.
- "Tamam hocam, ben hallederim" dedim.
İsmet teyzenin ellerine sağlık o kadar güzel olmuş ki yemek anlatamam. Yavaş yavaş açlığım yatışmış, o iç savaş yerini güllerle bezenmiş barış nidaları atılan bir hal aldı neredeyse ve karnımdaki o seslerden eser kalmadı. :)
Hocamız geldi mutfağa ve kendine yiyeceği kadarını aldı... Bu arada sohbet ettik yemek yerken bir yandan. O da akşamki konserin tüm ağırlığı ve heyecanı ile yerinde duramıyordu adeta. Yemek faslı bittikten sonra kravat seçimimizi de yaptık ve konsere yaklaşık yarım saat kala yola çıktık. Yoldan geçerken hocamızın ofisine uğradık ve oradan uzatma kablosunu bir kaç tabureyi de alarak yola koyulduk. Giderken bir taraftan da sohbet etmeye devam ettik.


Bir ara ya akli yönde dengesiz ya da ehliyetini manav - et şarküteri türünde reyondan SATIN ALAN sürücünün teki birden sağdan sola doğru önümüze kırdı direksiyonu küçük bir manevrayla ucuz atlattık. Hoca "Eşşoğlu eşek, sağına soluna baksana..." diye bağırmaktan kendini alamadı. Sinirlendi iyiden iyiye ve önüne geçen sürücünün sağından hızlanarak geçti önüne ve yolu ortalayıp gittik. Daha öncede aynı yere yakın 2 defa kaza atlatmıştı. Bir defasında ofisten eve gitmek için bisiklete binerken aracın teki ani hareketle yola çıkınca dengesini kaybederek yola düşmüş, kolunun birini ne yazık ki kırmıştı. Daha sonra iyileştikten sonra bahçelerinde elma ağaçlarından elmaları silkelerken dengesini kaybederek ağaçtan düşmüş ve bu kez diğer kolunu kırmıştı. Şükürler olsun ki ciddi bir durumla karşı karşıya kalınmadan kolu iyileşti.


İkinci kaza olayı ise; sağ taraftan ara yoldan ana yola aniden çıkan sürücünün biri hocamızın manevrasıyla kendini soldaki refüje doğru yönlendirmesi ile olası kaza ucuz atlatılmış, kış aylarında o yolda durmaksa büyük mesele vesselam.
Camı açmış ve hocam söylemiş; (Kastamonu Şivesi İle:) )
- "Arkadaş dikkatli oluvesene biraz daha az galdı çarpıveceydim sağa..."
Adam sadece gülümsemekle yetinmiş bişey söyleyememiş olayın şokuyla. Buna sessiz kalamayan hoca,
- "Bi dahakine frene basmadan ortalı dalıveceyin hiç anaman, garışman vala..." demiş :) Adam,
- "Tabi tabi, bi daa denk gelüse edesin..." demiş ve yoluna devam etmiş.


Bunu öyle güzel anlattı ki tabi kahkahalar havada uçuştu.  Neyse ki konser salonuna vardık Herkes salonda yerini almış, her şey hazır ama bu kez de piano'nun altına konulan sehbaya uygun sandalye bulmakta sıkıntı yaşadık. Piano'yu çalacak olan bir okulun müzik öğretmeni ise çift sandalyeyi üst üste koyarak yükseltti kendini ve öyle çalmaya karar verdi. Konser program akışının 50 kopyasını da çıkarttım onları da dağıttık.


Ben kamerayı aldım kontrollerimi yaptım ama büyük bir hevesle kullanacağım tripod (kamera ayağı)'un ayağının birinin arızalı olduğunu farkettim ve hevesim hüsranla sonuçlanmış oldu. İş başa düştü, 30 dan fazla öğrenciyi elde çekecektim!
-"Ohh..."
- "Yooooooooooo!!!"
- "Bu olamaz", 18,30 da başlayacak programa katılan öğrencilerle tahmini konser süresi 21:00 gibi bitecekti. Tam tamına 2,5 saat :(
- "Ben bu kadar süre nasıl elde çekerim, nasıl yaparım..." düşüncesi beynimi kemirirken, diğer tarafta kendisine çok önem verdiğim ve değer verdiğim hocamın konseriydi, öğrencilerinin başarılarını görsel olarak belgelendirmem gerektiği için bunu yapabilirim dedim ve çekmeye başladım. 15, 20 dk... 30, 45 dk... 1 saati geçmişti çekimim ve sırtımın yer altı zenginlikleri dışarı çıkmışcasına terledim sanki kaynarca fışkırmıştı sırtımın ovasından platosundan... Alnımdan akan terin haddi hesabı yok. Bir ara gözüme de denk gelmesin mi Eyvahh... Yandı göz(üm keten helvam), açamıyorum da tek gözle belli bir müddet çektim sonra sildim defalarca elimle neyse ki hafifledi yanması. Zaman ilerledikçe batarya süresi de azalıyordu. En son 15 dk kala batarya değiştirin uyarısı ekrandan devamlı yandı bu arada bende yana yana elektrik prizi arıyorum bi tane buldum sahnenin sağ tarafındaki merdivenin yanında duvarda ancak çalışmadı. Sanırım oranın elektriğinde problem vardı. Bir kaç genç yeteneği çekemedim bu süre içinde. Daha sonra pianoya takılan prize bağladım mecbur sahnede çektim diğerlerini. Sonrada kaset uyarısı çıkmaya başladı. Onuda değiştireyim derken 1 yetenek daha kaçtı.


Sonuç olarak gayet güzel bir konser oldu. Tabi konseri anlatmaktan ziyade kamerayla başbaşa geçirdiğimiz 1,5 saatten fazla süreyle yazımı tamamlamış gibi oluyorum ama inanılmaz derecede yoruldum sağ kolum kasıntıda kalmış gibiydi.


Konserden kısaca bahsedecek olursam, Ney çalan bir kardeşimiz henüz lise çağında bir kaç türkü ile açılışı yaptı. Sonrasında kemanlar, konçertolar, bilindik Türk Sanat Müziği eserleri, çift kemanlı düet parçalar, kemana piano eşliğinde düet parçalar, klasik gitarla klasik parçalardan Romance, Teoman'dan İstanbul'da sonbahar gibi bilindik parçalar çalındı. Üç tane minik yetenek kendi gibi mini orglarıyla sahne aldılar ve benim annem güzel annem isimli parçayı her biri çalmaya çalıştı notalarını getirmediği için öğretmenleri biraz zorlandılar ama her biri olağanüstü yetenekli.


Son çıkan genç yetenek arkadaşla salon coştu ve final onunla yapılmış oldu. Güzel vede oldukça gurur verici bir akşamdı. Buram buram emek ve azim kokan, güzel bir başarı grafiğiydi dün akşam sahnelenen konser. Katılan çaba gösteren öğrencilere, velilerine ve kıymetli hocama buradan teşekkür ediyorum. Gayet hoş bir geceydi. Yeteneklerini sunan öğrencilerin cesaretini toplayarak hünerlerini gösterdiği bir geceydi.
ELLERİNİZE SAĞLIK 
ÇOCUKLAR... 
MİNİKLER....
HEPİNİZE SONSUZ TEŞEKKÜRLER...

Devamını Oku

 

blogger templates | Make Money Online